"Ben Beceremem" İnancı: Denemeden Verilen Karar
Yetersizlik inancı çoğu zaman denemeden önce kurulur. Kendini doğrulayan döngünün nasıl işlediği, küçük başarıların etkisi ve nerede durmak gerektiğini bilmek.
Nisan Ertem 3 dk okuma
Evde bir musluk damlamaya başladığında bazı insanlar hemen bakar, bazıları ise ilk düşünceyle geri çekilir: "Ben bunu beceremem." İlginç olan, bu cümlenin çoğu zaman bir denemeden sonra değil, denemeden önce kurulmasıdır. Sonuç görülmeden verilmiş bir karardır.
Bu inanç bir yetenek değerlendirmesi gibi görünür ama genellikle öyle değildir. Geçmişte yaşanan birkaç deneyimin, zamanla genel bir kimlik cümlesine dönüşmesidir. Bir kez yerleştiğinde ise kendini doğrulayan bir döngü kurar.
"Ben Beceremem" Nasıl Oluşur?
Bu inancın kaynağı genellikle erken deneyimlerdir. Bir işi yaparken hata yapmak, alay edilmek ya da işin elinden alınması, o alanla ilgili bir sonuç üretir: burası bana göre değil.
Zaman içinde bu sonuç genelleşir. Tek bir tamir denemesindeki başarısızlık, "el işlerinden anlamam" cümlesine dönüşür. Oysa aradaki fark büyüktür: biri bir olayı, diğeri bir kimliği tarif eder.
Kendini Doğrulayan Döngü
Bir alanda yetersiz olduğuna inanan kişi o alandan uzak durur. Uzak durduğu için deneyim kazanmaz; deneyim kazanmadığı için beceri gelişmez. Beceri gelişmediği için de inanç doğrulanmış olur.
Bu döngüde eksik olan yetenek değil, tekrardır. Pratik beceriler neredeyse tamamen tekrarla gelişir. İlk denemede kötü sonuç almak, yeteneksizliğin değil acemiliğin göstergesidir.
Yapabildiğini Fark Etmek
Bu döngüyü kırmanın ilk adımı, mevcut durumu gerçekçi biçimde görmektir. Çoğu insan, yapabildiği pratik işleri hafife alır; çünkü onları zaten yaptığı için sıradan sayar.
Bunu somutlaştırmak için kısa bir değerlendirme faydalıdır; evde kendin halledebilir misin testi gibi basit bir liste, hangi işlerin gerçekten uzmanlık gerektirdiğini ve hangilerinin öğrenilebilir olduğunu ayırmayı kolaylaştırır. Çoğu kişi bu ayrımı yaptığında, sandığından fazlasını yapabildiğini görür.
Zorluk ile Bilinmezlik Farkı
Bir işin zor görünmesinin sebebi genellikle zorluğu değil, tanınmamasıdır. Adı bilinmeyen bir parça, görülmemiş bir alet ya da anlaşılmayan bir terim, işi olduğundan karmaşık gösterir.
Bu yüzden ilk adım öğrenmek değil, tanımaktır. Bir işin adımlarını okumak ya da izlemek, çoğu zaman korkuyu belirgin biçimde azaltır. Bilinmezlik kalktığında geriye kalan iş, genellikle tahmin edilenden basittir.
Küçük Başarıların Etkisi
Yetersizlik inancını değiştiren şey motivasyon konuşmaları değil, tamamlanmış küçük işlerdir. Bir raf takmak, bir contayı değiştirmek ya da bir mobilyayı toplamak somut kanıt üretir.
Bu kanıtlar biriktikçe inanç kendiliğinden değişir. Bu yüzden başlangıçta seçilen işin küçük olması önemlidir. Büyük bir işle başlamak, başarısızlık ihtimalini artırır ve eski inancı güçlendirir.
Hata Yapmanın Maliyetini Küçültmek
Denemekten kaçınmanın önemli bir sebebi, hatanın pahalıya mal olacağı düşüncesidir. Bu bazı işlerde doğrudur; ancak çoğu işte hata geri alınabilir.
Bu yüzden başlangıç için geri dönüşü olan işler seçilmelidir. Ayrıca hazırlık, hatayı ucuzlatır: doğru aleti bulmak, adımları önceden okumak ve gerekiyorsa fotoğraf çekerek ilerlemek. Bu üç alışkanlık, deneme maliyetini belirgin biçimde düşürür.
Nerede Durmak Gerekir?
Kendi başına yapmayı öğrenmek, her işi kendi başına yapmak anlamına gelmez. Elektrik, doğal gaz ve yapısal işler gibi bazı alanlar uzmanlık ve yetki gerektirir.
Burada asıl beceri, sınırın nerede olduğunu bilmektir. Nerede durulacağını bilen kişi, hem gereksiz risk almaz hem de yapabileceği işleri başkasına devretmez. Bu ayrım, pratik yetkinliğin en önemli parçasıdır.
Çevrenin Rolü
Bu inançlar çoğu zaman tek başına oluşmaz. Evde bir işi hep aynı kişinin yapması, diğerlerinin o alanda hiç deneyim kazanmamasına yol açar.
Zamanla bu bir rol dağılımına dönüşür ve kimse sorgulamaz. Oysa bu dağılım yetenekten değil alışkanlıktan doğar. Rolleri arada bir değiştirmek, hem yükü paylaştırır hem de herkesin temel becerileri edinmesini sağlar.
Yeni Bir Cümle Kurmak
"Ben beceremem" cümlesinin yerine konabilecek en işlevli ifade "henüz denemedim" ya da "bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum"dur. Aradaki fark küçük görünür ama yönü değiştirir.
İlk cümle kapalı bir kimlik bildirir; ikincisi çözülebilir bir bilgi eksikliği tarif eder. Bilgi eksikliği kapatılabilir bir şeydir. Pratik becerilerin neredeyse tamamı, yeteneğe değil bu cümlenin hangisi olduğuna bağlıdır.